| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Kerim

Özbekistan Devleti Cumhurbaşkanları

 Özbekistan Devleti Cumhurbaşkanları

1-İslam Kerimov

İslam Kerimov (30 Ocak 1938 Semerkant) 1990 yılından beri Özbekistan Devlet Başkanıdır.

Aslen Tacik olduğu söylenen Kerimov SSCB'ne ait bir yurtta yetişip, daha sonra Taşkent'te Makine Mühendisliği ve İktisat okudu. Annesinin Yahudi oldugu iddia edilmektedir.[kaynak belirtilmeli]1964 yılında Komunist partiye katıldı. Devlet İdaresine geçmeden önce Mühendis olarak Uçak sanayisinde çalışmıştır. 1983 ve 1986 yılları arasında Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı. Adı yolsuzluk ve rüşvete karıştığı için 11 Ağustos 1984'de KGB tarafından Mayıs 1987'ye kadar gözaltı hapsinde tutuldu. 1989'da Özbekistan SSC'inde Komunist Parti'nin Birinci Sekreteri oldu. 24 Mart 1990'da Özbekistan SSCB'inde En Üst Sovyetlerin Başkanı oldu. Bu zaman içinde bütün SSC'nin bagımsızlığı için mücadelede bulundu ve 31 Ağustos 1991'de Özbekistan'nın bağımsızlığını deklare etti.

29 Aralık 1991, Özbekistan'nın ilk seçimlerinde % 86 oranındaki oylarla Özbekistan Cumhuriyeti'nin ilk Devlet Başkanı seçildi ve bu görevini hala sürdürmektedir.

180px-Islam_karimov_cropped

Türkmenistan Devleti Cumhurbaşkanları

Türkmenistan Devleti Cumhurbaşkanları

1- Gurbanguli Berdimuhammedov

Gurbanguli Berdimuhammedov (Türkmence:Gurbanguly Mälikgulyýewiç Berdimuhammedow, Kiril abecesi ile: Гурбангулы Мяликкулиевич Бердымухаммедов) (d. 1957, Babarab, Göktepe Ahal) Türkmen siyasetçi ve Türkmenistan'nın ikinci cumhurbaşkanıdır.

Gurbanguli Berdimuhammedov; 1979 yılında Türkmen Devlet Tıp Enstitüsü'nün Diş Hekimliği Fakültesini bitirdi. Daha sonra Sağlık Bakanlığı'na bağlı kurumlarda çalıştı ve aynı zamanda Tıp enstitüsünde öğretim görevlisi olarak 1997 yılına kadar çalıştı. 1997 yılında Sağlık Bakanlığı görevine atandı. Sağlık bakanı olduğu süre içerisinde Türkmenistandaki Türk iş adamlarıyla Stomadent isimli Protez diş fabrikasını kurdu. 2001 yılında Saparmurat Türkmenbaşı tarafından Devlet Başkan Yardımcılığı görevine getirildi ve aynı zamanda sağlık bakanlığı görevini de sürdürdü. 2004 yılında sağlık alanında yaptığı reformlar çok eleştiri almıştır.

Saparmurat Türkmenbaşı vefatı sonrası 21 Aralık 2006 cenaze töreni komisyon başkanı olarak seçildi aynı günde Türkmenistan meclisi kendisini geçici cumhurbaşkanı olarak seçti. .[1]

Berdimuhammedov; 26 Aralık meclis toplantısında 11 Şubat 2007 tarihinde yapılan cumhurbaşkanı seçimleri için aday gösterildi. Bu seçimlerde kendisiyle birlikte altı aday yarıştı. Berdimuhammedov, seçmenlerin % 99'unun oylamaya katıldığı seçimde oyların % 89,23'unu alarak kazandı. .[2]

14 Şubat 2007 gününde cumhurbaşkanı, yemin töreni sonrasında resmen görevine başlayarak Türkmenistan'ın ikinci devlet başkanı oldu. Görev süresi 5 yıldır. Yemin törenine Türkiye'den başbakan Recep Tayyip Erdoğan katıldı. Kazakistan'dan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, Afganistan'dan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Gürcistan'dan Devlet Başkanı Mikhail Saakaşvili, Ukrayna'dan Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko, Özbekistan'dan Meclis Başkanı Halilov Erkin, katıldı. [3]

Berdimuhammedov seçimlerde 2015 yılına kadar tüm Türkmen vatandaşlara internet hizmetini gerçekleştirme sözünü verdi.

berdimuhammedov_gurbanguli3_m 

2- Saparmurat Türkmenbaşı 

Saparmurat Atayeviç Türkmenbaşı (Niyazov) (Türkmence: Saparmyrat Ataýewiç Türkmenbaşy Nyýazow), (19 Şubat 194021 Aralık 2006). 1991-2006 yılları arasındaki 15 yıl boyunca Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı görevinde bulundu.

 

Yaşamı ve siyasi kariyeri

Saparmurat Niyazov 1940 yılında bir işçi ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası II. Dünya Savaşı'nda öldürüldü. Ailesinin diğer fertleri, 1948 yılında meydana gelen Aşkabat depreminde öldü. İlk önce yetimhanede, sonra uzak aile fertlerinin evinde büyüdü.

Leningrad Teknik Üniversitesi'nden Enerji mühendisi unvanı ile mezun oldu. Bundan sonra Aşkabat yakınlarındaki Bezmein enerji tesislerinde çalıştı. Daha sonra Komünist Parti üyesi oldu. 1985 yılında Türkmenistan Milletvekilleri Konseyi Başkanlığı'na atandı. Daha sonra Türkmen Komünist Partisi'nin Merkez Komite I. Sekreterliği'ne seçildi. 13 Ocak 1990 tarihinde Cumhuriyetin yüksek yargı organı olan Yüksek Sovyet başkanlığına atandı.

Cumhurbaşkanlığı dönemi

27 Ekim 1990 günü yapılan seçimlerde Türkmen Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanlığına seçildi. 27 Ekim 1991'da Türkmenistan Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını ilan ettikten sonra cumhurbaşkanlığı görevine devam etti. 21 Haziran 1992 yılında yeni bir anayasanın kabulü için yapılan yeni cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların %99.9'unu aldı. 22 Ekim 1993 tarihinde kendisini Türkmenbaşı ilan etti. Bu tanımı bir çeşit soyadı veya bir san olarak yaşamının geri kalan bölümünde kullandığı gibi Türkmenistan'ın Krasnovodsk kentinin adını Türkmenbaşı olarak değiştirdi ve Ocak ayının adını Rusça'dan gelen Yanvar yerine Türkmenbaşı olarak değiştirdi.

Saparmurat Türkmenbaşı Türkmenistan'ın yeni bir ulusal kimliğe ihtiyacı olduğuna inanıyordu. Bu kimliği kendi kişiliğinin etrafında oluşturmaya çalıştı. Kendisini Türkmenlerin Atatürk'ü gibi görmekteydi. Türkmenbaşı ismi de zaten Atatürk'ün Türkmence karşılığı sayılabilir. Saparmurat Türkmenbaşı'nın büyük boy portreleri Türkmenistan'ın her köşesine asıldı. Kendisinin ve annesinin heykelleri her yere dikildi. Ruhname adıyla yazdığı kendi yaşamını, ülkülerini ve yaşam felsefesini anlatan kitap bütün okullarda kılavuz niteliğinde öğrencilere okutulmağa başlandı. Türkmence ayların isimleri değiştirildi ve sadece Ocak ayının ismi Türkmenbaşı yapılmakla kalmadı, Nisan ayı annesinin adı olan Kurbansultan, Eylül ayı da yazdığı kitabın adı olan Ruhname olarak değiştirildi. Haftanın günleri de Saparmurat Türkmenbaşı'nın emriyle Dinçgün, Başgün, Yaşgün gibi adlarla değiştirildi.

Türkmenistan dünyanın en büyük doğal gaz rezervlerinden birine sahiptir. Türkmenbaşı halka su, doğal gaz ve elektriğin ücretsiz olarak dağıtılmasını sağladı. Ancak buna rağmen Türkmen halkının yaşam koşullarında büyük bir gelişme sağlayamadı.

Kalp ilacı kullandığı bilinen Türkmenbaşı, yapılan resmî açıklamaya göre, 21 Aralık 2006'da yerel saatle 01:10'da (20:10 GMT) kalp krizinden öldü.

250px-Saparmurat_Niyazov_9may2005 

Kazakistan Devleti Cumhurbaşkanları

 Kazakistan Devleti Cumhurbaşkanları

1- Nursultan Nazarbayev

Nursultan Äbişulı Nazarbayev 6 Temmuz 1940 tarihinde Almatı, Kaskelen ilçesi, Çamalgan köyünde doğdu. 1962-65 yılları arasında Karaganda Üniversitesi, Metalurji bölümünü dışarıdan bitirdi. Aynı bölümün yüksek eğitim kısmına devam etti ve 1967’de mühendis metalurji uzmanı olarak bitirdi. 1965’ten itibaren Karaganda'da Metalurji İşletmesinde atölye danışmanı, yüksek ısılı fırınların gaz uzmanı ve ustabaşı olarak da çalıştı.

Haziran 1971’de Kazakistan Komünist Partisi'nin Temirtav şubesinin parti başkanının 2. yardımcısı oldu. Ekim 1973'te Karaganda Metalurji İşletmesi başkan yardımcısı, Mart 1977'de Kazakistan Komünist Partisi Karaganda Şubesi başkan yardımcısı, Aralık 1979'da Kazakistan Komünist Partisi başkan yardımcısı, Mart 1984'de KSSC Bakanlar Kurulu başkanı, Haziran 1989'da Kazakistan Komünist Partisi başkanının 1. yardımcısı oldu. Haziran 1989'da Kazakistan Kompartisi Merkez Komitesi’nin birinci sekreterliğine Nazarbayev seçildi.

24 Nisan 1990 Kazak SSC Yüksek Sovyeti Nazarbayev’i Kazakistan’ın ilk cumhurbaşkanı olarak seçti.Böylece Türk Dünyası'nın 3. büyük devletbaşkanı oldu. 1 Aralık 1991'de Nazarbayev, oyların %98,7’sini alarak Kazakistan’ın halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu. 29 Nisan 1995'te Kazakistan’da yapılan referandum ile, görev süresi 1996’da bitecek olan Cumhurbaşkanı N.A. Nazarbayev’in görev süresinin 2000 yılına kadar uzatılması kabul edildi. 10 Ocak 1999 ve 4 Aralık 2005 Kazakistan’da halk oylamasıyla yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini Nazarbayev oyların %79,78’ini ve %91.15 alarak kazandı ve Mayıs 2007'de Kazak Meclisi'nin onaylaması ile ömür boyu devlet başkanı olmuştur.

200px-Nursultan_Nazarbayev_27092007 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları

 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları

1- Fazıl Küçük

Dr.Fazıl Küçük, (1906-1984) 1960 yılında kurulan ve Kıbrıs Türkleri ile Rumlar'ın beraber yaşadığı Kıbrıs Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı yardımcısı. Rauf Denktaş'tan önceki Kıbrıs Türkleri'nin lideri.

Fazıl Küçük 1906 yılında Lefkoşa'da bir çiftinin oğlu olarak dünyaya geldi. Lefkoşa Lisesi'ni bitiren Küçük İstanbul Üniversitesi'nin de aralarında bulunduğu çeşitli üniversitelerde Tıp eğitimi aldı. 1937 yılında Kıbrıs'a dönerek Kıbrıs Türkü'nün sesini dünyaya duyurmak için 1941 yılında kurulan Halkın Sesi gazetesi'nin editörü oldu.

1943 yılında Kıbrıs Adası; Türk Azınlık Kurumunu kurdu. Kıbrıs Türkleri'nin ekonomik, siyasal ve kültürel faaliyetlerini yapabilmesini amaç güden çalışmalar da bulundu. Kıbrıs Türk Milli Birlik Partisi'ni kurarak süregelen 15 yıl boyunca mücadelesini parti kapsamında yürüttü. Başkan yardımcılığına getirilen Rauf Denktaş bir gün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti cumhurbaşkanı olacaktır.

1959 Londra ve Zürih Konferanslarında Kıbrıs Türkleri'ni temsil eden Küçük halkının yapısal bir güvenliğe girmesi için çalıştı. 3 Aralık 1959'da yeni cumhuriyetin cumhurbaşkanı yardımcılığı görevine seçilen Küçük bu görevine Rumların anayasayı değiştirmek istemeleri üzerine veda etti. 1973 yılına dek çalışmalarına devam eden Küçük bu tarihten sonra görevini Denktaşa bırakarak hastalığına rağmen Halkın Sesi gazetesindeki görevine geri döndü. Dr. Küçük Westminster'de bir hastanede 15 Ocak 1984'de hayata gözlerini yumdu.

l-drfazilkucuk00 


2- Rauf Raif Denktaş

Rauf Raif Denktaş, (d. 27 Ocak 1924, Baf-Kıbrıs). Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurucusu, cumhurbaşkanı, politikacı.

Rauf Denktaş 1,5 yaşındayken annesini kaybetti. Babası hakim Raif Bey'dir. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul'a gönderildi. Arnavutköy'de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati Lisesi'nde yatılı okumaya başladı. Ortaokuldan sonra Kıbrıs'a döndü ve liseyi Kıbrıs'ta bitirdi. II. Dünya Savaşı'ndan sonra hukuk eğitimi için İngiltere'ye gitti. Mezun olduktan sonra avukatlığa başladı.

27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingte Dr. Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. Türk cemaatinin iki önemli ismi Faiz Kaymak ve Dr. Fazıl Küçük arasında arabulucu rolünü üslenip, toplumun çıkarlarının takipçisi oldu. Faiz Kaymak'ın teklifi ve Dr. Fazıl Küçük'ün tasvibiyle Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu Kongresi'nde başkanlığa seçildi. Savcılık görevinden İngiliz yönetimini zorlukla ikna ederek istifa etti ve cemaat sorunlarıyla uğraşmaya başladı. 1949 yılı yaz aylarında savcılık yapmaya başladı. Yine aynı yıl Aydın Hanım'la evlendi. 1955'te terörist bir hüviyete bürünen Enosisle mücadelede ve EOKA karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine yön veren Denktaş, 1958 yılında hükümetteki görevinden istifa etti. Arkadaşlarıyla 1 Ağustos 1958'de Türk Mukavemet Teşkilatı'nı (TMT) kurdu.

1958 yılında Rum tedhişçiler, Türk köylerine saldırınca, Türkler de bu olayları protesto etti. Zürih-Londra antlaşmaları öncesinde Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş, Ankara'ya Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile görüşmeye gitti. Bu görüşmede Denktaş adaya Türk Askeri gönderilmesi teklifini dile getirdi. 1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile, 1960 Antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın hazırlanmasında emeği geçti. Aynı yıl Türk Cemaat Meclisi'yle İcra Komitesi Başkanlığı'na seçildi. 16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı'na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş bir sandalla Kıbrıs'a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı.

1964 Londra Konferansı'ndan sonra Makarios tarafından “istenmeyen adam” ilan edildi. Yeşilada'ya girmesi yasaklandı. Gizlice Erenköy'e çıkarak savaşa katıldı. 1967'de adaya gizlice girerken tutuklandı. Yoğun girişimler sonucu Türkiye'ye geri verildi. 1968'de adaya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs'a döndü.

1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı'na seçildi. 28 Şubat 1973'e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi. 13 Şubat 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976'da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi. 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu. 15 Kasım 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanından sonra tekrar cumhurbaşkanlığına seçildi. 22 Nisan 1990'da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi. 1995'teki seçimlerde de cumhurbaşkanı seçildi.

17 Nisan 2005'te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayan Denktaş, 24 Nisan'da görevi Mehmet Ali Talat'a devretti.

Politika hayatı yanı sıra, aynı zamanda yazar kimliğiyle de önemli bir şahsiyet olan Rauf Denktaş, 1985'in son aylarından bugüne, Yeni Asya Yayınları arasında çıkan kitapları bulunuyor.

200px-Rauf_Denktash 



3- Mehmet Ali Talat

Mehmet Ali Talat (d. 6 Temmuz 1952, Girne), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı.

Ortaöğrenimini Kıbrıs’ta tamamladı. 1977 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden yüksek lisans alarak mezun oldu. Doğu Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde yüksek lisansını ise 2004 yılında tamamladı.

Aralık 1993’te yapılan genel seçimler sonrasında kurulan ilk Demokrat Parti (DP)- Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) koalisyon hükümetinde Eğitim ve Kültür Bakanı olarak görevlendirildi. İkinci DP-CTP koalisyon hükümetinde de aynı görevi üstlendi. Üçüncü DP-CTP koalisyon hükümetinde işe, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı oldu.

14 Ocak 1996 tarihinde yapılan 14’üncü Kurultay’da Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin Genel Başkanı oldu. 1998’de ve 2003’de yapılan genel seçimlerde ve 20 Şubat 2005 tarihinde yapılan erken genel seçimde Lefkoşa'dan milletvekili seçildi.

13 Ocak 2004 tarihinde kurulan 1’inci CTP-DP Koalisyon Hükümeti’nın ardından, 8 Mart 2005 tarihinde, Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar görev yapacak 2’nci CTP-DP Koalisyon Hükümeti’nı kurdu.

20 Nisan 2005’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini 1. turdan kazanan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat evli ve biri erkek, biri de kız iki çocuk babasıdır.

200px-Ma_talat 

Kırgızistan Devleti Cumhurbaşkanları

Kırgızistan Devleti Cumhurbaşkanları 

1- Askar Akayev

Askar Akaev, 10 Kasım 1944'te Kemindey Bölgesi'ndeki Kızılbayrak köyünde dünyaya geldi. Babası bir kolhoz işçisidir.
1961 yılında Fdurzemash fabrikasında metal işçisi olarak çalışmaya başladı. 1968'de Leningrad Hassas Mekanik ve Optik Enstitüsü'nden mezun oldu.

1972'den 1973'e kadar Frunze Politeknik Enstitüsü'nde, sonra da Leningrad Hassas Mekanik ve Optik Enstitüsü'nde kıdemli araştırmacı ve öğretmen olarak çalıştı.

Askar Akaev 1976'da Kırgızistan Cumhuriyetinin başşehrine dönüp Politik Enstitüsü'nde kıdemli öğretmen, doçent ve nihayet bölüm başkanı olarak çalıştı.

1986-1987 yıllarında Kırgızistan Komünist Partisi Merkez Komitesi'nin İlim ve Eğitim Müesseseleri Bölümü Başkanı'ydı. 1987'de İlimler Akademisi başkan yardımcılığına ve iki yıl sonra da başkanlığına seçildi. Aynı yıl içinde Askar Akaev S.S.C.B. halk temsilciliğine seçildi.

Askar Akaev bilimsel doktor, profesör, Kırgızistan Cumhuriyeti İlimler Akademisi akademisyeni ve aynı zamanda beynelmilel ilim dünyasında tanınmış bir fizikçidir. Bilgi İşlem Mühendisliği ve kuantum radyofiziğinin problemlerinin çözümüne uzmanlığı ile büyük katkılarda bulunmuştur. Aynı zamanda optik bilgi işlem mühendisliğini geliştirenlerdendir.

1990 yılı Ekim ayında Askar Akaev, Kırgızistan Cumhurbaşkanlığı'na seçildi. Kırgızistan Cumhurbaşkanı olarak 1991 Ağustosu'nda yapılan darbe teşebbüsüne aktif bir şekilde karşı çıktı.

Askar Akaev 12 Ekim 1991'de Kırgızistan'ın millet tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı oldu.
1993 yılı Mayıs ayında Kırgızistan'ın yeni anayasası kabul edilince Askar Akaev'e olan güven derecesini tespit için bir referandum yapma ihtiyacı doğdu. 1994 Ocak ayında Kırgızistan halkı Kırgızistan Cumhurbaşkanının yetkilerini onayladı.
Askar Akaev, Kırgızistan'ı tarihin en zor döneminde yönetti. Onunla birlikte cumhuriyet bağımsızlığına kavuştu. Dünya cemiyetinin tam üyesi oldu ve onun yaptığı demokratik değişiklikler dünyada anlayışla karşılanarak kabul gördü.


Akayev son kez halkına seslendi
CNN Türk 7 Nisan 2005

Akayev'in konuşması parlamentoda da yayınlandı

Kırgızistan'ın devrik lideri Askar Akayev, Kırgız halkına son seslenişinde, her şeyi halkı ve ülkesi için yaptığını söyledi.
Kaydı Moskova’da yapılan ve Meclis’te de yayınlanan Akayev'in konuşması, televizyonda canlı yayınlandı.

Her zaman şiddete karşı olduğunu belirten Askar Akayev, ''özellikle dış güçlerin içimizdeki krize karışmasını istemedim. Son emrim 'ateş etmeyin' oldu. Böylece kan dökülmesini, halk ihtilalinin olmasını engelledim'' dedi.

Halkının kendisini affedeceğini umduğunu da söyleyen Akayev, tüm işleri halkının refahı ve iyiliği için yaptığını savundu.

Kırgızistan’da 24 marttaki yönetim değişikliğini anladığını ve kabul ettiğini ifade eden Akayev, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana geçen sürede Kırgızistan'ın geldiği konum hakkında bilgi verdi.

Sovyetlerin dağılmasının ardından Kırgızistan'ın zor şartlarla karşı karşıya kaldığını dile getiren Akayev, ülkenin doğal kaynakları bulunmadığını, bu nedenle her şeye yeniden başlamak zorunda kaldıklarını söyledi.

İktidarda bulunduğu süre içinde Asya ülkelerinin yanı sıra batılı ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği yaptıklarını belirten Akayev, özellikle son beş yılda ülkenin ekonomik açıdan ilerlediğini savundu. Kamuda şeffaflık için altyapı oluşturduklarını anlatan Akayev, sosyal ve ekonomik alanlarda atılımlar yapıldığını da ifade etti.

Akayev istifasını halka verdi

Kırgızistan Meclis Başkanı Ömürbek Tekebayev de, meclis olarak amaçlarının devrik lider Askar Akayev'i cezalandırmak değil, ülkede düzen ve istikrarı sağlamak olduğunu söyledi.

Tekebayev, devlet başkanını halkın seçtiğini ve Akayev'in de istifasını halka verdiğini ifade ederek, ''ülkede şu anda devlet başkanı yok. Biz geçici devlet başkanı seçtik, asıl devlet başkanını halk seçecek'' dedi. Tekebayev, bunun gecikmeden olabilmesi için de öncelikle Akayev'in istifasının mecliste onaylanması gerektiğini belirtti.

images 

2- Kurmanbek Bakiyev 

Eski Başbakan. Daha önce Chu bölgesinin valisiydi. Ekonomist ve deneyimli bir bürokrat olan Bakiev, doğduğu bölge güneyde, Rus işçiler ve kuzey bölgesindeki aydınlar arasında popüler.

2001'de Başbakan oldu ama Akayev, 2002'de Oş kentinde Özbekler ve Kırgızlar arasındaki kanlı çatışmalardan sonra Mayıs 2002'de Bakiev'i istifaya zorladı.

Bakiev, bugün muhaliflerle Devlet Başkanı Akayev yanlıları arasında çatışmalar çıkmadan önce başkent Bişkek'in merkezinde 10 bin kişiye bir konuşma yapmıştı.


Kırgız halkı kadife devrimi onayladı
Atıf Ala, Mustafa Başkurt, Marat Ömürov, Rüstem Abdülkerimov
Zaman 11.07.2005

Kırgızistan'da 24 Mart'taki kadife devrimin ardından yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini geçici yönetimin lideri Kurmanbek Bakiyev kazandı. Kritik seçimlerde gerginlik yaşanmaması, istikrardan yana oy kullanan kardeş Kırgızistan'ın yakın geleceği açısından umut verici bulundu.

Devrimin öncü isimlerinden Bakiyev, gayri resmi sonuçlara göre yüzde 80'den fazla oy alarak devrik lider Askar Akayev'in halefi oldu. Seçime katılım oranının yüzde 70 civarında gerçekleştiği belirtiliyor. Halk, Bakiyev'in daha popüler olduğu ülkenin güneyinde daha yoğun şekilde sandık başına gitti. Bakiyev, kendisinden sonraki en güçlü aday olarak görülen bir diğer kadife devrimci isim olan Ar Namus Partisi lideri Feliks Kulov'u yanına çekerek, seçim zaferini neredeyse garantilemişti. Bakiyev lehine cumhurbaşkanlığı yarışından çekilen Kulov, Kırgızistan'ın yeni başbakanı olacak. Aksaklıklara rağmen, ülkenin, tarihindeki en şeffaf ve demokratik seçime sahne olduğu belirtilirken, Bakiyev'in açık ara zaferiyle kadife devrimin demokratik meşruiyet kazandığı yorumu yapılıyor. Müstakbel Bakiyev yönetimini, önemli ekonomik ve sosyal sıkıntılar bekliyor. Kırgızistan'daki demokratikleşmenin bölge ülkeleri için de önemli bir tecrübe olacağı vurgulanıyor
.

Kurmanbek_Bakiyev 

 

Azerbaycan Devleti Cumhurbaşkanları

Azerbaycan Develeti Cumhurbaşkanları

1-Ayaz Muttalibov

Ayaz Niyaz Muttalibov (1938), Bağımsız Azerbaycan'ın ilk devlet başkanı (1991-1992) olan Azeri devlet adamı.

Kimya ve Petrol mühendisliği eğitimi gördü.1963'te Azerbaycan Komünist Partisi üyesi oldu. 1977'de de partinin Nerimanov bölgesi ikinci sekreterliği görevine seçildi.1979-1982 arasında Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti endüstri bakanlığı, başbakan yardımcılığı ve Azerbaycan planlama teşkilatı (Gosplan) başkanlığı (1982-1989), başbakanlık (1989-1992) ve Azerbaycan Komünist Partisi Merkez Komitesi birinci sekreterliği (1990-1991) görevlerinde bulundu.

Mayıs 1990'da Azerbaycan Yüksek Konseyi tarafından devlet başkanı olarak seçildi.Eylül 1991'de bağımsızlık ilanından sonra yapılan seçimlerde, oyların büyük bir kısmını alarak devlet başkanı seçildi.

Şubat 1992'de Dağlık Karabağ bölgesinde Ermeniler tarafından gerçekleştirilen Hocalı Katliamı yüzünden Azerbaycan Halk Cephesi tarafından suçlanarak, görevinden çekilmeye zorlanması sonucunda Mart 1992'de istifa etti.Mayıs ayında, Azerbaycan Yüksek Konseyi'nin desteğiyle tekrar görevine döndüyse de Azerbaycan Halk Cephesi tarafından istifaya zorlanarak, Rusya'ya kaçtı.

elcibey_006 

2-Ebul Feyz Elçibey

Ebul Feyz Elçibey (d. 24 Haziran 1938 ö. 22 Ağustos 2000) Azeri siyaset ve bilimadamı, Azerbaycan'ın 2. cumhurbaşkanıdır.

Nahçıvan’da doğdu. Öğrencilik yıllarından beri Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesinin içinde yer alan Elçibey, 1975'te siyasi faaliyetleri yüzünden tutuklandı.Serbest bırakıldıktan sonra, 1977'den itibaren, Azerbaycan İlimler Akademisi'nde öğretim üyesi olarak görev yaptı.1989'da Azerbaycan Halk Cephesi'ni kurdu.1991’de SSCB’nin dağılması ile bağımsızlığını kazanan Azerbaycan’ın 7 Haziran 1992’de ikinci Cumhurbaşkanı olarak seçildi. 1993’te Gence'de başlayan ayaklanma sonunda Cumhurbaşkanlığı’nı bırakmak zorunda kaldı. Elçibey 22 Ağustos 2000’de 62 yaşında prostat tümörü nedeni ile tedavi gördüğü Ankara'da vefat etti.

elcibey009 

3-Haydar Aliyev

Haydar Ali Rıza oğlu Aliyev (d. 10 Mayıs 1923, ö. 12 Aralık 2003). Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyetinde doğmuştur. 1939'da Nahçıvan Pedagoji Teknik Lisesi'ni bitirdikten sonra Azerbaycan Sanayi Enstitüsünün Mimarlık fakültesinden tahsil almıştır.

1941de Nahçıvan MSSR Halk Dahilî İşler Başkanlığına ve 1944'te devlet emniyet organlarında işe gönderilmiştir. Bu tarihlerde devlet emniyet organları sisteminde çalışan Haydar Aliyev 1964'te Azerbaycan Bakanlar Sovyeti yanında devlet emniyet organları başkanlığı görevlisi, 1967de ise Başkanlık vazifesine yükselmiş, general-Binbaşı rütbesine kadar yükselmiştir. İlerleyen yıllarda, Leningrad şehrinde (şimdiki St. Petersburg) tahsil almış, 1957de ise ,Azerbaycan Devlet Üniversitesi tarih bölümünü bitirmiştir.

Azerbaycan Komünist Partisi Merkezi Komitesinin 1969 Temmuz plenumunda Haydar Aliyev Azerbaycan Komünist Partisi Merkezi Komitesinin birinci katibi seçilerek Devletin rehberi olmuştur. 1982 Aralık ayında Sovyet İttifakı Komünist Partisi Merkezi Komitesi Siyasi Bürosu'nun üyesi seçilmiş, SSCB Bakanlar Kurulu başkanının birinci yardımcısı vazifesine yükseltilmiş ve SSBC-nin rehberlerinden biri olmuştur. Haydar Aliyev yirmi yıl süresince SSCB deputatı olmuş, 5 yıl ise SSBC Bakanlar Kurulu Başkan Yardımcılığı yapmıştır.

Haydar Aliyev 1987 Ekiminde Sovyet İttifakı Komünist Partisi Merkezi Komitesi Siyasi Bürosunun ve şahsen Baş katib Mihail Gorbaçovun talimatı ile görevlerinden alınmışdır.

Haydar Aliyev 20 Ocak 1990 da sovyetlerin Bakü'de yaptığı kanlı facia ile ilgili olarak ertəsi gün Azerbaycanın Moskovadaki konsolostluğunda beyanatla karşı çıkarak, Azerbaycan halkına karşı işlenmiş cinayetin teşkilatçıları ve icraatçılarının cezalandırılmasını talep etmişdir. O, SSCB'nin dağıldığını görerek, 1991 Temmuzunda Sovyetler Birliği Komünist Partisi'ni terketmiştir.

1990 Temmuzuda Azerbaycana giden Haydar Alyev ilk önce Bakü'de, sonra ise Nahçıvan'da yaşamış, ve de Azerbaycan parlamentosuuna deputat seçilmişdir. O, 1991 - 1993 arası Nahçıvan özerk devleti başkanı, Azərbaycan parlamentosu Başkan yardımcısı olmuştur. Haydar Aliyev 1992de kurduğu Yeni Azerbaycan Partisinin başkanı olmuştur.

Haydar Aliyev 15 Temmuz 1993de Azerbaycan parlamento Başkanı, 24 Temmuzda ise Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Başkanlığına getirilmiştir.

11 Ekim 1998 da yapılan seçimlerde, yeniden 5 sene süresince Azerbaycan Cumhuriyeti Başkanı görevini devam ettirmiştir.15 Ekim 2003de başkanlık seçimlerinde Haydar Aliyev yaşadığı ciddî sağlık problemleri sebebiyle seçimlere katılamamasından dolayı, oğlu İlham Aliyev cumhurbaşkanı görevine getirilmiştir.

12 Aralık'ta Başkan Haydar Aliyev ABDnin Klivlend Hastanesinde vefat etmiştir.

4-İlham Aliyev

İlham Aliyev, İlham Heydar oğlu Aliyev 24 Aralık 1961 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Baku sehrinde doğdu.

1967 – 1977 tarihleri arasında Bakü’de ilk, orta ve lise eğitimi aldı.

1977`de Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enistitüsü`nü kazandı.

1982 `de Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enistitüsü’nü başarıyla bitirerek aynı okulda doktoraya başladı.

1985 yılında doktorasını başarıyla tamamlayarak tarih doktoru ünvanı aldı.

1985 – 1990 tarihleri arasında Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enistitüsü’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.

1991-1994 tarihleri arasında iş hayatına atıldı. Birtakım ithalat- ihracat şirketlerinin yönetim kurulu başkanlığını yaptı.

1994 -2003 Ağustos tarihleri arasında Azerbaycan Cümhuriyyeti Devlet Petrol Şirketinin başkan yardımcılığını yaptı. “Haydar Aliyev’in yeni neft stratejisi”nin hayata geçirilmesinde önemli bir rol üstlendi. Azerbaycan Cümhuriyyeti’nin petrol politikasının jeopolitik yönleriyle ilgili bir çok araştırması bulunmaktadır. Bilimler doktorudur.

İlk olarak 1995 yılında daha sonra ise 2000 yıllında Azerbaycan Cümhuriyyeti parlamentosuna (Milli Meclis’ine) yapılan seçimlerde milletvekili seçildi. 2003 yılında Azerbaycan Cümhurbaşkanı tarafından Başbakan görevine tayin edilmesiyle milletvekilliyine son verildi.

1997 yılından itibaren Azerbaycan Milli Olimpiya Komitesi başkanlığını yürütmektedir. Sporun gelişmesinde büyük hizmetler gösterdiği için Uluslararası Olimpiya Komitesi Şeref Madalyasıyla taltif edilmiştir.

1999 `da iktidar partisi Yeni Azerbaycan Partisi’nin başkan yardımcılığına, 2001 tarihinde birinci yardımcılığına, 2005 yılında ise başkanlığına seçilmiştir.

2001-2003 yılında Avropa Parlamenterler Asamblesi’nde Azerbaycan Cümhuriyyeti parlamentosunun delagasyonun başkanı oldu.

Ocak 2003 tarihinde Avropa Parlamenterler Asamblesi’nin başkan yardımcısı ve Büro üyesi seçildi.

Nisan 2004 tarihinde Avropa Parlamenterler Asamblesi’nin çalışmalarına aktiv katılımı ve Avropa ilkelerine sadıklığından dolayı Avropa Parlamenterler Asamblesi’nin fahri üyesi diploması ve Avropa Parlamenterler Asamblesi madalyonuyla teltif edildi. 4 Ağustos 2003 yılında parlamento tarafından onaylandıktan sonra Azerbaycan Cümhuriyyeti’nin Başbakanı tayin edildi.

15 Ekim 2003 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Azerbaycan Cümhuriyyeti’nin Cümhurbaşkanı seçildi. Seçimlere katılan halkın yüzde 76’sından fazlası Sayın İlham Aliyev’e oy verdi. 31 Ekim 2003 yılında görevine başladı.

Azerbaycan, Rus, İngiliz, Fransız ve Türk dillerini mükemmel biliyor.

 logo

 

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları

Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları

1-Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları

a-Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.

Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği'nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik'e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye'ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına "Kemal" i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi'sini bitirip, İstanbul'da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak 1905'te yüzbaşı rütbesiyle Akademi'yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam'da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır'a III. Ordu'ya atandı.

19 Nisan 1909'da İstanbul'a giren Hareket Ordusu'nda Kurmaybaşkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı. 1911 yılında İstanbul'da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı. 1911 yılında İtalyanların Trablusgarp'a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912'de Derne Komutanlığına getirildi. Ekim 1912'de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne'nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı.

Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ'da görevlendirildi. 1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine "Çanakkale geçilmez! " dedirtti. 18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı'nda durdurdu.

Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal'in askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" emri cephenin kaderini değiştirmiştir. Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları'dan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakır'da görev aldı.

1 Nisan 1916'da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis'in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep'teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917'de İstanbul'a geldi. Velihat Vahidettin Efendi'yle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad'a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918'de Halep'e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelip Harbiye Nezâreti'nde (Bakanlığında) göreve başladı.

Mondros Mütarekesi'nden sonra İtilaf Devletleri'nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. 22 Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını " ilan edip Sivas Kongresi'ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi'ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu.

Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı. Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması'nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşan I. Dünya Savaşı'nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye - ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.

Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır: Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü'nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı. Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921) I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921) II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921) Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921) Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922) Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması'yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.

23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922'de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu'yla yönetim bağları koparıldı. 13 Ekim 1923'te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet'in ilk hükümeti kuruldu.

Türkiye Cumhuriyeti, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ve "Yurtta barış cihanda barış" temelleri üzerinde yükselmeye başladı. Atatürk Türkiye'yi "Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak" amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz: 1. Siyasal Devrimler: Saltanatın Kaldırılması (1Kasım 1922) Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923) Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924) 2. Toplumsal Devrimler: Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934) Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925) Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925) Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934) Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934) Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü(1925-1931)

3. Hukuk Devrimi : Mecellenin kaldırılması (1924-1937) Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937) 4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler: Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924) Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928) Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932) Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933) Güzel sanatlarda yenilikler 5. Ekonomi Alanında Devrimler: Aşârın kaldırılması Çiftçinin özendirilmesi Örnek çiftliklerin kurulması Sanayiyi Teşvik Kanunu'nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması I. ve II. Kalkınma Planları'nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934'de TBMM'nce Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadı verildi.

Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk'ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti. Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye'yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.

15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku'nu okudu. Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923'de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı.

Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı. 1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox'a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu.

Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği'ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı. Fransızca ve Almanca biliyordu. 10 Kasım 1938 saat 9.05'te yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi'nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra nâşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi istirahatgâhına gömüldü. 


1


b-İsmet İnönü

ıÜü1884 yilinda Izmir'de dogdu. Ilk ve orta ögrenimini Sivas' ta tamamladiktan sonra Mühendishane Idadisini (Askerî Lise) bitirdi.
1903 yilinda Kara Harp Okulu'ndan, 1906 yilinda Harp Akademisi' nden mezun olarak, ordunun çesitli kademelerinde görev yapti.
1910-1913 yillari arasinda Yemen Isyani'nin bastirilmasi harekâtina katildi. Bu ve bundan önceki görevlerinde hudut problemleri ve asilerle yapilan anlasmalarda basarili hizmetleri ve meslekî özellikleriyle dikkati çekti. Birinci Dünya Savasi sirasinda Kafkas Cephesi'nde Kolordu Komutani olarak Atatürk'ün emrinde çalisti ve ögrencilik yillarindan beri devam eden dostluklari ile devletin gelecegi hakkinda ortak fikirleri gelisti. Suriye Cephesi'nde savasti; Millî Mücadele sirasinda Atatürk'ün en yakin silâh arkadasi olarak çalisti. Edirne milletvekilligi ve bakanlik yapti. Albay Ismet Bey, mebusluk ve bakanlik da uhdesinde kalarak Garp Cephesi Komutanligi'na getirildi. 25 Ekim 1920'den sonra Bati Cephesi Komutani olarak Çerkez Ethem isyanini bastirdi. Birinci ve Ikinci Inönü Savaslarini yönetti. Tuggeneral rütbesine yükseldi.
Sakarya Meydan Savasi ve Büyük Taarruz'dan sonra kazanilan zafer üzerine Mudanya Mütarekesi'nde Büyük Millet Meclisi'ni temsil etti. Lozan Baris Konferansi'na Disisleri Bakani ve Türk heyeti baskani olarak katildi. 24 Temmuz 1923'te Lozan Andlasmasi'ni imzaladi.
Cumhuriyetin ilânindan sonra 1923-1924 yillarinda ilk hükûmette Basbakan olarak görev aldi, 1924-1937 yillari arasinda bu görevini sürdürdü.
Inönü, Atatürk Inkilâplarinin gerçeklesmesinde ve Türkiye Cumhuriyeti'nin saglam temeller üzerine oturtulmasinda Atatürk'ün en yakin mesai arkadasiydi.
Atatürk'ün ölümünden sonra, 1938 yilinda, TBMM tarafindan Türkiye'nin ikinci Cumhurbaskani olarak seçildi. Ikinci Dünya Savasi sirasinda Türkiye'yi savas felâketinin disinda tutmayi basardi. Savastan sonra çok partili siyasî rejime geçilmesinde en büyük destek oldu. 1950 yilinda, yapilan seçimleri kaybettikten sonra, 1960 yilina kadar Ana Muhalefet Partisi Baskani olarak siyasî yasamini sürdürdü. 27 Mayis harekâtindan sonra Kurucu Meclis üyeligine seçildi ve 10 Kasim 1961 tarihinde Basbakanliga atandi.
1965 yilinda bu görevden ayrildiktan sonra milletvekili olarak siyasî yasamina devam etti, 1972'de Parti Genel Baskanligi ve milletvekilliginden istifa ederek; ölünceye kadar (25 Aralik 1973) Anayasa geregince Cumhuriyet Senatosu tabiî üyeligi görevinde bulundu
.

 


2


c-Celal Bayar

3.Cumhurbaşkanı

GÖREV SÜRESİ

22 MAYIS 1950
27 MAYIS 1960

1883 yılında Bursa Gemlik ilçesinin Umurbey köyünde doğdu. İlk ve orta öğreniminden sonra memuriyet hayatına atıldı. Adalet, reji ve bankacılık sahasında memuriyet görevlerinde bulundu. 1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ilânından sonra İttihat ve Terakki çalışmalarına katıldı. Bu cemiyetin İzmir Şubesi Genel Sekreterliğini yaptı.

12 Ocak 1920'de toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi'ne Saruhan Sancağı Milletvekili olarak katıldı. Türk Millî Mücadelesinin başlaması ile birlikte Anadolu'ya geçerek bu harekete fiilen katıldı.

Bu mücadelenin kazanılması sırasında Batı Anadolu'da faaliyet gösterdi. Aynı zamanda Birinci Büyük Millet Meclisi'nde Bursa Milletvekili olarak görev aldı. 1921'de İktisat Vekili oldu.

Lozan Barış Konferansı'na müşavir göreviyle katıldı. 1923 seçimlerinden sonra İkinci Büyük Millet Meclisi'ne İzmir Milletvekili olarak girdi.

1924 yılında Yş Bankası'nın kurulmasında önemli rol oynadı. İktisat Vekilliği görevinde bulundu. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda mücadele adamı, politikacı ve iktisatçı olarak temayüz etti. 1937-1939 yılları arasında Başbakanlık yaptı. 1943 yılına kadar İzmir Milletvekili olarak siyasî hayatını sürdürdü.

Çok partili siyasî hayata geçilmesi üzerine 1946 yılında arkadaşları ile birlikte Demokrat Parti'yi kurdu ve başkanlığına getirildi. Partisinin 1950 seçimlerini kazanmasından sonra aynı yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye'nin üçüncü Cumhurbaşkanı seçildi. (22 Mayıs 1950)

10 yıl boyunca sürdürdüğü bu görevden 27 Mayıs harekâtı ile 1960 yılında ayrıldı.

Yassıada Mahkemesi tarafından idama mahkum edildi. (15 Eylül 1961)

Cezası daha sonra müebbet hapse çevrildi. Yassıada'dan Kayseri Bölge Cezaevi'ne nakledilen Bayar, 7 Kasım 1964 tarihinde rahatsızlığı nedeniyle serbest bırakıldı.

22 Ağustos 1986 tarihinde İstanbul'da vefat etti.

ESERLERİ

Kayseri Cezaevi Günlüğü
Celal Bayar
Yapı Kredi Yayınları / Tarih Dizisi

Celal Bayar yaklaşık üç yıl kaldığı Kayseri Cezaevi'ndeki günlerini anlatırken, geriye dönüşler yaparak, Yassıada anılarını da aktarıyor. "... vaktiyle bu avluda ağaçlar varmış. Zemin de toprakmış. Yassıada davaları başladıkları sırada hapishanenin tamir ve ıslahı ele alınmış, bir subay bu işle vazifelendirilmiş. Uzağı gören insanlar! Mahkemenin 450-500 kişiyi mahkum ederek buraya göndereceklerini derin bir ferasetle daha o zaman anlamışlar! İşte bu tamir sırasında avludaki ağaçlar kesilmiş, toprak yere Erciyes'in ateş püskürdüğü devirden kalma siyah taşlar -arnavutkaldırımı tarzında- döşenmiş. Bu intizamsız kara taşlar üzerinde yürür, dört duvar arasında başımızı yukarıya kaldırır, mavi semadan temiz hava dilenirken, küçük bir "filiz" dikkatimizi çekti. Samet bu filizi himayesine aldı, korudu, büyümesi için ihtimam gösterdi. Filiz, kesilmiş bir ağacın kökünden sürmüştü. Ölçtüm, tam üç karış boylanmış, kışın kuruttuğu yaprakları dökülmüş, yerine yeşil tomurcuklar belirmiş. Bu hal bana dışarıda baharın başladığını hatırlattı. Düşündüm: İstanbul, baharının güzelliğiyle meşhur şehirlerimiz cennet olarak nazarımda canlandı. Odama döndüğüm zaman, Kayseri Hastanesi'nden muayeneden gelen Bahadır Dülger 'bahar gelmiş, dışarısı yemyeşil' dedi. Ben de bu filizin beni
aldatmadığını anladım." Tartışmalı bir dönemin birinci elden tanıklığı...



Ben De Yazdım
Milli Mücadeleye Gidiş
Cilt: 1
Celal Bayar
Sabah Kitapları / Türkiye'den Dizisi

Celal Bayar, Ben de Yazdım'da; Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarını ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarını; Meşrutiyet Devri'nin seçme olaylarını, Mondros Mütarekesi'nden bu yana milli mücadeleyi, Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşunu ve ilk çalışmalarını, ilk meclis hükümetlerini, Atatürk'ü ve devrimlerini; anılarına, yaşadıklarına ve belgelere dayandırarak, Türkiye'nin 20. yüzyıldaki siyasal tarihine önemli bir tanıklık yapmaktadır. Bayar, bir yandan da, kendi deyişiyle, "genç nesiller için faydalı olacağı düşüncesi ile, özelikle inkılapların meydana gelmesini zorunlu kılan tarihi sebep ve etkenler" üzerinde durmaktadır.

Ben de Yazdım'ın birinci cildinde; İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kuruluşu, örgütlenmesi ve tüzüğü, Jön Türkler'in faaliyetleri ve Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki siyasal etkileri, 31 Mart 1909 irtica hareketi ve ordu içindeki etkileri, 31 Mart ayaklanmasında Osmanlı basını, irticai örgütlerin eylemleri ve sonuçları, irticaya karşı kurulan Hareket Ordusu'nun İstanbul'a yürümesi, Vahdeddin'in tahta çıkışı (1918), Mustafa Kemal'in değerlendirmeleri, 'Cihad-ı Mukaddes' ilan edilmesi ve sonuçları, 1918 Mondros Anlaşması, tam metni ve ayrıntılı yorumları gibi konular ele alınmaktadır.

Ben De Yazdım
Milli Mücadeleye Gidiş
Cilt: 2
Celal Bayar
Sabah Kitapları / Türkiye'den Dizisi

Celal Bayar, Ben de Yazdım'da; Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarını ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarını; Meşrutiyet Devri'nin seçme olaylarını, Mondros Mütarekesi'nden bu yana milli mücadeleyi, Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşunu ve ilk çalışmalarını, ilk meclis hükümetlerini, Atatürk'ü ve devrimlerini; anılarına, yaşadıklarına ve belgelere dayandırarak, Türkiye'nin 20. yüzyıldaki siyasal tarihine önemli bir tanıklık yapmaktadır. Bayar, bir yandan da, kendi deyişiyle, "genç nesiller için faydalı olacağı düşüncesi ile, özelikle inkılapların meydana gelmesini zorunlu kılan tarihi sebep ve etkenler" üzerinde durmaktadır.

Ben de Yazdım'ın ikinci cildinde; Abdülhamid devrinin sona erişi, 31 Mart 1909 irtica hareketinin oluşumu ve sonuçları, Jön Türkler'in örgütlenmeleri ve etkileri, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yapısı ve ilkeleri, Turancılık ve Osmanlıcılık, Arnavutlar'ın ve Araplar'ın Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılma girişimleri, İtalya'nın Trablusgarp'ı ele geçimesi (1911), 1912 seçimleri ve partiler arası çekişmeler, ordu içinde yenilik karşıtı örgütlenmeler ve etkileri, ordu mensuplarının politikayla uğraşmalarının yasaklanması ve gerekçeleri, Akdeniz'de siyasi dengeler ve İngilizler'in Mısır'ı işgali gerekçeleri gibi konular ele alımaktadır.

Ben De Yazdım
Milli Mücadeleye Gidiş
Cilt: 3
Celal Bayar
Sabah Kitapları / Türkiye'den Dizisi

Celal Bayar, Ben de Yazdım'da; Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarını ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarını; Meşrutiyet Devri'nin seçme olaylarını, Mondros Mütarekesi'nden bu yana milli mücadeleyi, Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşunu ve ilk çalışmalarını, ilk meclis hükümetlerini, Atatürk'ü ve devrimlerini; anılarına, yaşadıklarına ve belgelere dayandırarak, Türkiye'nin 20. yüzyıldaki siyasal tarihine önemli bir tanıklık yapmaktadır. Bayar, bir yandan da, kendi deyişiyle, "genç nesiller için faydalı olacağı düşüncesi ile, özelikle inkılapların meydana gelmesini zorunlu kılan tarihi sebep ve etkenler" üzerinde durmaktadır.

Ben'de Yazdım'ın üçüncü cildinde; İngiltere'nin Mısır politikası ve Mısır'ı işgali, Jön Türkler'in Mısır'daki gizli faaliyetleri, Meclisi Mebusan'ın feshi, Arnavutluk isyanı ve ayrılık hareketlerinin başlaması, Yunaninistan, Bulgaristan, Karadağ, Makedonya ve Arnavutluk'ta ıslahat istekleri ve Osmanlı İmparatorluğu'na verilen notalar, İstanbul'da ayrılık hareketlerine karşı yapılan kitle gösterileri ve yorumlar, Balkan ittifakının kurulması, Bulgar ve Rum ideolojileri ve birbirleriyle çatışmaları, Balkan ülkelerinin, Osmanlı İmparatorluğu'na karşı aralarında yaptıkları anlaşmalar, Balkanlar'da Müslümanlara yönelik katliamlar, Balkan Savaşı (1912) ve olumsuz sonuçları, büyük devletlerin Türkiye'yi parçalama istekleri, iç politikada çekişmeler ve Londra Barış Konferansı gibi konular ele alınmaktadır.

Ben De Yazdım
Milli Mücadeleye Gidiş
Cilt: 4
Celal Bayar
Sabah Kitapları / Türkiye'den Dizisi

Celal Bayar, Ben de Yazdım'da; Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarını ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarını; Meşrutiyet Devri'nin seçme olaylarını, Mondros Mütarekesi'nden bu yana milli mücadeleyi, Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşunu ve ilk çalışmalarını, ilk meclis hükümetlerini, Atatürk'ü ve devrimlerini; anılarına, yaşadıklarına ve belgelere dayandırarak, Türkiye'nin 20. yüzyıldaki siyasal tarihine önemli bir tanıklık yapmaktadır. Bayar, bir yandan da, kendi deyişiyle, "genç nesiller için faydalı olacağı düşüncesi ile, özelikle inkılapların meydana gelmesini zorunlu kılan tarihi sebep ve etkenler" üzerinde durmaktadır.

Ben de Yazdım'ın dördüncü cildinde; Mondros Mütarekesi'nden sonraki gelişmeler, Balkan vilayetlerinin birer birer kaybedilmesi, Babıali baskını, Dreyfus meselesi, Mahmut Şevket Paşa suikastı (1913) ve arka planı; Edirne'nin işgali ve kurtuluşu, bağımsız Batı Trakya Devleti'nin kuruluşu (1913), Balkanlar'da Türkler'e yönelik işkence ve katliamlar, Rusya'nın Boğazlar politikası, Birinci Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı yönetimi ile Yunanistan, Bulgaristan, Arnavutluk, Makedonya ve Rusya ilişkileri, İstanbul ve Atina antlaşmalarını oluşturan koşullar ve ayrıntıları gibi onular ele alınmaktadır.

Ben De Yazdım
Milli Mücadeleye Gidiş
Cilt: 5
Celal Bayar
Sabah Kitapları / Türkiye'den Dizisi

Celal Bayar, Ben de Yazdım'da; Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarını ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarını; Meşrutiyet Devri'nin seçme olaylarını, Mondros Mütarekesi'nden bu yana milli mücadeleyi, Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşunu ve ilk çalışmalarını, ilk meclis hükümetlerini, Atatürk'ü ve devrimlerini; anılarına, yaşadıklarına ve belgelere dayandırarak, Türkiye'nin 20. yüzyıldaki siyasal tarihine önemli bir tanıklık yapmaktadır. Bayar, bir yandan da, kendi deyişiyle, "genç nesiller için faydalı olacağı düşüncesi ile, özelikle inkılapların meydana gelmesini zorunlu kılan tarihi sebep ve etkenler" üzerinde durmaktadır.

Ben de Yazdım'ın beşinci cildinde; İstanbul'un İtilaf Devletlerince işgal edilmesi ve politik baskılar, Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanma sürecinde azınlıklar meselesi, Ermeni sorununun kökeni, Abdülhamid devrinde önemli Ermeni saldırıları, Abdülhamid'e suikast, Paris Barış Konferansı'nda Osmanlı İmparatorluğu'ndan istenilen topraklar, İttihatçılara yönelik baskılar, tutuklama ve sürgünler, Yunan işgali öncesinde İzmir'de ekonomik yaşam, İzmir'de İttihat ve Terakki örgütlenmesi, Teşkilat-ı Mahsusa'nın kuruluşu, programı ve çalışmaları, İzmir'de Rumların Yunan işgaline hazırlanmaları, Ege bölgesinde İtalya ve Yunanistan arasında çıkar çatışmaları, Hıristiyan din adamlarının siyasi faaliyetleri gibi konular ele alınmaktadır.

Ben De Yazdım
Milli Mücadeleye Gidiş
Cilt: 6
Celal Bayar
Sabah Kitapları / Türkiye'den Dizisi

Celal Bayar, Ben de Yazdım'da; Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarını ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarını; Meşrutiyet Devri'nin seçme olaylarını, Mondros Mütarekesi'nden bu yana milli mücadeleyi, Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşunu ve ilk çalışmalarını, ilk meclis hükümetlerini, Atatürk'ü ve devrimlerini; anılarına, yaşadıklarına ve belgelere dayandırarak, Türkiye'nin 20. yüzyıldaki siyasal tarihine önemli bir tanıklık yapmaktadır. Bayar, bir yandan da, kendi deyişiyle, "genç nesiller için faydalı olacağı düşüncesi ile, özelikle inkılapların meydana gelmesini zorunlu kılan tarihi sebep ve etkenler" üzerinde durmaktadır.

Ben de Yazdım'ın altıncı cildinde; İzmir'in Yunanistan tarafından işgali, Ege'deki Osmanlı ordusunun dağılması, İstanbul hükümetinin işgali destekler nitelikteki tavrı, efeler ve Yunan işgaline karşı örgütlenmeleri, Batılı devletlerin İzmir'in işgali karşısındaki tavırları, İzmirliler'in işgal öncesinde düzenledikleri protesto eylemleri, işgal sırasında gerçekleşen katliamlar ve baskılar, Mustafa Kemal'in Anadolu'ya geçmesi, Türkçe ve Rumca basında İzmir'in işgaline ilişkin yorumlar, Aydın'ın Yunanistan tarafından işgal edilmesi, Ege kasaba ve köylerinde halkın işgalcilere karşı örgütlenmesi ve silahlı mücadelenin başlatılması, Milli Mücadele fikrinin doğuşu ve milli heyetlerin oluşturulması gibi konular ele alınmaktadır.

Ben De Yazdım
Milli Mücadeleye Gidiş
Cilt: 7
Celal Bayar
Sabah Kitapları / Türkiye'den Dizisi


Celal Bayar, Ben de Yazdım'da; Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarını ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarını; Meşrutiyet Devri'nin seçme olaylarını, Mondros Mütarekesi'nden bu yana milli mücadeleyi, Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşunu ve ilk çalışmalarını, ilk meclis hükümetlerini, Atatürk'ü ve devrimlerini; anılarına, yaşadıklarına ve belgelere dayandırarak, Türkiye'nin 20. yüzyıldaki siyasal tarihine önemli bir tanıklık yapmaktadır. Bayar, bir yandan da, kendi deyişiyle, "genç nesiller için faydalı olacağı düşüncesi ile, özelikle inkılapların meydana gelmesini zorunlu kılan tarihi sebep ve etkenler" üzerinde durmaktadır.

Ben de Yazdım'ın yedinci cildinde; İzmir'in işgali sonrasında, Ege bölgesinde Yunan yayılmacılığı, Yunanistan'ın ve İtalya'nın Ege bölgesindeki çıkar çatışmaları, zeybeklerin Milli Mücadele'ye örgütlü biçimde katılmaları, işgal güçlerine karşı yerel örgütlenmeleri ve silahlı çatışmalar, İstanbul Hükümeti'nin duyarsızlığı ve engellemeleri, Milli Mücadele düşmanlarının işgal yanlısı tavırları, Erzurum Kongresi kararlarının etkileri, İstanbul Hükümeti'nin ve yandaşlarının Mili Müadeleye karşı İngilizlerle işbirliği yapması, Milli Heyetler'in kuruluş ve etkinlikleri, padişahın, sadrazamın ve yakınlarının ülke dışına kaçış hazırlıkları ve Mustafa Kemal'in Milli Mücadele'ye giderek ağırlığını koyması gibi konular ele alınmaktadır.

Ben De Yazdım
Milli Mücadeleye Gidiş
Cilt: 8
Celal Bayar
Sabah Kitapları / Türkiye'den Dizisi

Celal Bayar, Ben de Yazdım'da; Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarını ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarını; Meşrutiyet Devri'nin seçme olaylarını, Mondros Mütarekesi'nden bu yana milli mücadeleyi, Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşunu ve ilk çalışmalarını, ilk meclis hükümetlerini, Atatürk'ü ve devrimlerini; anılarına, yaşadıklarına ve belgelere dayandırarak, Türkiye'nin 20. yüzyıldaki siyasal tarihine önemli bir tanıklık yapmaktadır. Bayar, bir yandan da, kendi deyişiyle, "genç nesiller için faydalı olacağı düşüncesi ile, özelikle inkılapların meydana gelmesini zorunlu kılan tarihi sebep ve etkenler" üzerinde durmaktadır.

Ben de Yazdım'ın sekizinci cildinde; Yunan işgali altındaki Aydın'da Kuvayı Milliye örgütlenmesi, iç çekişmeler, Denizli'nin efeler tarafından yakılmak istenmesi, Akhisar Milli Alayı'nın kurulması, Menemen'in, Manisa'nın, Akhisar'ın ve Turgutlu'nun Yunanlılar tarafından işgali, katliamlar ve Milli kuvvetlerin gerilla taktikleriyle düzenledikleri saldırılar, Mustafa Kemal'in İstanbul'a gelişi, padişahla görüşmeleri, padişahın damadlık teklifi, Mustafa Kemal'in padişahın emriyle Samsun'a gönderilişi, Samsun yolculuğunun ayrıntıları, Karadeniz'de Rum çeteleri ve etkinlikleri, Amasya genelgesinin hazırlanışı, alınan gizli kararlar, İstanbul Hükümeti'nin Erzurum ve Sıvas Kongrelerini engelleme girişimleri ve İngiltere'nin baskısı, Mustafa Kemal'in ordudan azledilmesi, asi ilan edilmesi ve tutuklanması kararı, Erzurum Kongresi'nin temel ilkeleri, Atatürk Anayasası ile 61 Anayasası'nın karşılaştırılması gibi konular ele alınmaktadır.
 


3


d-Cemal Gürsel

4.CUMHURBAŞKANI

GÖREV SÜRESİ

27 MAYIS 1960
28 MART 1966

1895 yılında Erzurum'da doğdu. İlk öğrenimini Ordu ilinde yaptı. Daha sonra öğrenimini Erzincan ve İstanbul'da askerî öğrenci olarak sürdürdü.

1915-1917 yıllarında Topçu Subayı olarak Çanakkale Savaşlarına katıldı. Filistin ve Suriye cephesinde bulundu.

Türk İstiklal Harbinin Batı cephesindeki bütün savaşlarına katıldı. 1929 yılında Harp Akademisi'ni bitirdi.

1946 yılından itibaren Orgenerallik rütbesi dahil çeşitli general rütbelerinde hizmet yaptı. 1958 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atandı. Bütün bu görevleri sırasında meslekî bilgi ve karakteri ile ordunun ve halkın sevgisini ve güvenini kazandı.

27 Mayıs 1960 harekâtının lideri olarak kabul edildi. Yeniden demokratik düzene dönülmesinde ve 1961 Anayasası'nın hazırlanmasında önemli rol oynadı. Halk oyuna sunulan ve kabul olunan bu Anayasa gereğince, 10 Ekim 1961 tarihinde yapılan seçimlerden sonra teşekkül eden Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye'nin dördüncü Cumhurbaşkanı olarak seçildi. 1966 yılında başlayan rahatsızlığının devamı ve görevini engellemesi üzerine, Anayasa uyarınca Cumhurbaşkanlığı görevi sona erdi. 14 Eylül 1966 tarihinde vefat etti.
 


4


e-Cevdet Sunay

5.CUMHURBAŞKANI

GÖREV SÜRESİ

28 MART 1966
28 MART 1973

1899 yılında Trabzon'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Erzurum, Kerkük, Edirne ve Kuleli Askerî Lisesi'nde yaptı.

Birinci Dünya Savaşı sırasında, 1917 yılında, subay adayı olarak eğitim kampına katıldı. Aynı yıl Filistin cephesinde görev aldı.

1918 yılında Mısır'da İngilizlere esir düştü. Esaretten döndükten sonra, Kurtuluş Savaşı'na katılarak, Güney cephesinde görev aldı. Sonradan Batı cephesinde görevini sürdürdü.

1927 yılında Harp Okulu öğrenimini tamamladı. 1930 yılında Harp Akademisi'ni bitirdi. Silahlı Kuvvetlerde çeşitli görevler alarak 1949'dan itibaren Generallik rütbelerinde hizmet verdi. 1960 yılında Genelkurmay Başkanlığı görevine atandı.

1966 yılında, bu görevinden ayrılarak Cumhurbaşkanlığı kontenjan senatörlüğüne seçildi. Cemal Gürsel'in rahatsızlığı sebebiyle görevden ayrılması üzerine, 28 Mart 1966'da Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye'nin beşinci Cumhurbaşkanı seçildi. Yedi yıllık görev süresini tamamladıktan sonra 1973 yılında Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrıldı. 22 Mayıs 1982 yılında vefat etti.
 


5


f-Fahri Korutürk

6.CUMHURBAŞKANI

GÖREV SÜRESİ

6 NİSAN 1973
6 NİSAN 1980

1903 yılında İstanbul'da doğdu. 1916 yılında Bahriye Mektebi'ne girdi. 1923 yılında Deniz Harp Okulu'nu, 1933 yılında Deniz Harp Akademisi'ni bitirdi. Deniz Kuvvetleri'nin çeşitli kademelerinde görev aldı. Roma, Berlin ve Stokholm'de Deniz Ataşesi olarak hizmet verdi.

1936'da Montreux Boğazlar Konferansı'na askerî uzman olarak katıldı. 1950 yılında Amiralliğe yükseldi. Oramiralliğe kadar çeşitli rütbelerde komuta görevleri yaptı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevinden 1960 yılında emekli olduktan sonra sırası ile Moskova ve Madrit Büyükelçisi olarak diplomatik görevler aldı.

1968 yılında Cumhuriyet Senatosu Üyesi oldu.

1973 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin altıncı Cumhurbaşkanı seçildi.

1980 yılında, yedi yıllık hizmet süresi tamamlandığından Cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldı. 12 Ekim 1987 tarihinde vefat etti.
 


6


g-Kenan Evren

7.CUMHURBAŞKANI

GÖREV SÜRESİ

9 KASIM 1982
9 KASIM 1989

1918 yılında Manisa ilinin Alaşehir ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Alaşehir, Manisa, Balıkesir ve İstanbul'da sürdürdü ve Maltepe Askerî Lisesi'nden mezun oldu.

1938 yılında Kara Harp Okulu'nu, 1949 yılında Harp Akademisi'ni bitirdi. Topçu subayı ve Kurmay subay olarak Silahlı Kuvvetler'in çeşitli kademelerinde görev yaptı.

Dokuzuncu Kore Türk Tugayı'nda, önce Harekât ve Eğitim Şube Müdürlüğü; sonradan Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulundu. Tuğgeneralliğe yükseldiği 30 Ağustos 1964 gününden itibaren, Silahlı Kuvvetler'in bütün komuta kademelerinde ve üst rütbelerde görevini sürdürerek, Ordu Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan sonra, 7 Mart 1978 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı'na atandı. Bu görevi sırasında, 12 Eylül 1980 tarihinde yapılan askeri müdahale ile, diğer görevleri yanında Devlet Başkanlığı görevini de üstlendi.

7 Kasım 1982 tarihinde halk oyuna sunulan ve kabul olunan Anayasa ile, Türkiyenin 7. Cumhurbaşkanı olarak göreve başladı. 9 Kasım 1989 tarihinde, görev süresini tamamlayarak Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrıldı.

ESERLERİ

Zorlu Yıllarım 1
Kenan Evren
Milliyet Yayınları / Yaşantı Dizisi

"Zorlu Yıllarım"da anarşi ve terörün kol gezdiği, sosyal siyasal olumsuzlukların doruk noktasına ulaştığı yakın tarihimiz, en yetkili ağızdan tekrar inceleniyor. Sayın Kenan Evren daha önce 6 cilt olarak yayımlanan "Anıları"nı bu kez değişik bir tarzda ele alıyor. Ayrıca son dakikaya kadar yazmayı çeşitli nedenlerle istemediği konu, kişi ve olayları da gözler önüne seriyor. 
 


7


h-Turgut Özal

8.CUMHURBAŞKANI

GÖREV SÜRESi

9 KASIM 1989
17 NİSAN 1993

1927 yılında Malatya'da doğdu. 1950 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Elektrik Mühendisi olarak mezun oldu. 1952 yılında A.B.D'ne giderek ekonomi tahsili gördü. Türkiye'ye döndükten sonra Elektrik İşleri Etüd İdaresi Genel Müdür Yardımcısı oldu ve Türkiye'nin elektrifikasyonu ile ilgili projelerde çalıştı.

1961-62 yılları arasında askerlik hizmetini Milli Savunma Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulu üyesi olarak ifa etti ve Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulmasına katkıda bulundu. Bu sırada, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde ders de verdi.

Bir süre Başbakanlık Teknik Uzmanlar Kurulu Üyesi olarak çalıştı ve 1967-71 yılları arasında da Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevini yürüttü. Ekonomik Koordinasyon Kurulu, Para ve Kredi Kurulu, RCD Koordinasyon Kurulu ve AET Koordinasyon Kurulu başkanlıklarında bulundu.

1971-1973 tarihleri arasında Dünya Bankası'nda danışman olarak çalıştı. Türkiye'ye döndükten sonra çeşitli sınai kuruluşlarda çalıştı ve 1979 yılı sonlarına doğru Başbakanlık Müsteşarı olarak atandı. Aynı dönemde Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevini de vekaleten yürüttü.

12 Eylül 1980 müdahalesinden sonra kurulan hükûmete ekonomik işlerden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak atandı. 1982 yılında bu görevinden istifa etti. 1983 yılında Anavatan Partisi'ni kurdu ve aynı yıl yapılan genel seçimlerde partisinin başarılı olması üzerine hükûmeti kurmakla görevlendirildi ve böylece Türkiye'nin 19. Başbakanı oldu. 1987 yılında yapılan seçimler sonrasında tekrar hükûmet kurdu ve başbakan olarak görev yaptı.

31 Ekim 1989'da TBMM tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin 8. Cumhurbaşkanı olarak seçildi ve 9 Kasım 1989 tarihinde bu görevine başladı.

17 Nisan 1993 tarihinde geçirdiği bir rahatsızlık sebebiyle görevi sırasında vefat etti.

HAKKINDA YAZILANLAR

Turgut Özal
1983-1993
Fatih Emin
Risale Yayınları

Özal Hikayesi
Hasan Cemal
Doğan Yayıcılık

“Kimdir Turgut Özal? İnsan olarak, siyaset adamı olarak... Kişiliği nasıl oluşmuştur? Ya beslendiği kültürel ortam? Bu dünyaya ve öbür dünyaya bakışı... Kendisinde, ailesinde, partisinde yaşayageldiği Doğu-Batı ikilemi nedir? Vefalı bir insan mı? Kindar mı? İnatçı mı? Politikadaki güvenilirliği ve inandırıcılığı... Özal ve ABD... Özal ve asker... Özal ve hanedan... Ekonomide ve demokraside modeli... 12 Eylül'ün siyasal ortamında geçerli "haksız rekabet"le 1983'te iktidara tırmanışı... 1989'daki inişi... Bu süreci çok yakından izledi Hasan Cemal. Altı yılda yükseliş ve düşüş: tarihsel süreç içinde, ancak bir an sayılabilir bu. Hasan Cemal bu anı fotoğrafladı ve ortaya Özal Hikayesi çıktı. Özgün bir yapıttır Özal Hikayesi; eksiğiyle fazlasıyla Özal'ın kendisidir. Çekilen fotoğraf, tarihi yakalamaya dönük bir çaba sayılabilir. Tarihi yaşarken yakalamak... Evet, belki de olanaksız. Ama bir gazeteci vazgeçemez bundan. Akıp giden zamanın gelecekteki öyküsünü bugünden ele geçirmeye çalışır. Çünkü her şeyden önce çağının tanığı olmak ister. Onun için sürekli kıpır kıpırdır gazeteci. Suyun yüzüne vuranla yetinmez. Sahnenin arkasındakini sergilemeye çalışır çoğu kez. Turgut Özal da sahnede yıllarca kaldı... İşte böyle bir çabanın ürünüdür Özal Hikayesi...”

Özal'ın Misyonu
Meşhurların Hatıraları ve Değerlendirmeleriyle
Osman Özsoy
Türdav Yayınları

“Siyasetçilerimiz Özal'ın vizyonuna sahip olma yarışında. Partilerimiz, Özal'ın misyonunu en iyi biz temsil ediyoruz iddiasında. Vefatının üzerinden yıllar geçmesine rağmen, sağlığında olduğu kadar ölümünden sonra da ülke gündemini meşgul eden isimlerin başında geliyor Turgut Özal. ... Ve Özal tartışılıyor. Yaşadığı dönemde vizyonu, ölümünden sonra misyonu tartışılan Turgut Özal"ı anlatan kapsamlı bir eserle karşı karşıyasınız. Eserin, Özal'ın vizyonuna sahip olmak isteyenlerle, misyonunu temsil etmek isteyenlere faydalı olacağı kanaatindeyiz. Şimdi söz, okuyucunun...”

Turgut Özal'ın Anıları
Mehmet Barlas
Birey Yayıncılık / Yakın Tarih - Anı Dizisi

Elinizdeki kitapta, ülkemizin en yetkin gazetecilerinden Mehmet Barlas'ın Cumhuriyet döneminin en çok tartışılan, en vizyoner liderlerinden rahmetli Turgut Özal'la hayatının son yıllarında gerçekleştirdiği röportajlar yer alıyor. Kitapta Özal, ülkemizin dünü, bugünü ve geleceğine ilişkin hala geçerliliğini ve önemini koruyan görüşler dile getiriyor. Yayınevimiz,
ülkemizin ve dünyanın devasa sorunlarla, açmazlarla ve belirsizliklerle karşı karşıya kaldığı bir zaman diliminde Özal'ın Anıları'nı yayımlayarak siyaset ve ekonomi dünyamıza anlamlı bir katkıda bulunuyor. Barlas'ın kitabı, yabancı kaynaklarda Özal hakkında en fazla referans olarak başvurulan kitaplardan biri.

Özal'lı Yıllar
1983-1987
Yavuz Donat
Bilgi Yayınevi / Yavuz Donat'ın Vitrininden Dizisi

"Özal'lı Yıllar", Yavuz Donat'ın Vitrin'inden dizisinin son kitabı. Donat, "Sandıktan İhtilale", "Buyruklu Demokrasi" ve "Özal'lı Yıllar" adlı bu üç kitapla, 1977'den, 1987 Eylülü başına değin ülkemizin siyasal görüntüsünü , yine 1987 notlarıyla renklendirerek çiziyor.
-Rauf Tamer (Tercüman, 5.4. 1987)-



24 Ocak Yargılanıyor (İcraatın Dışından)
24 Ocağın Ekonomi Politiği
Faik Y.Başbuğ
Tekin Yayınevi

İşte "24 Ocak" pastasından acı bir ziyafet. Ortadirek adlandırmalı müşteriler çokluğunda, tadsız düşündürücü ve sanki hep ağıt dolu... Bu yönlü ağırlıklarıyla, yazılanlar, izleyicileri çok ilginç bir senaryo kurgusunda, zengin Başbakan masalarından yoksullara bakımyurdu'na, piyango milyarderliği umudundan fahişeliğin ekonomik diyalektiğine taşıyacak içerikte. Konular, uzun bir dönemi içeren anı-günlük yaklaşımıyla izlenmeye çalışılmıştır. Bunun için de, özellikle "ihtilalin" ya da yerleşik deyimiyle
"Kurtuluş Harekatının" bereketlendirdiği topraklarda, 24 Ocak ve mimarlarının icraatı yansız bir şekilde ele alınmış ve bu açıdan sistem bütünlüğü, kendi mantığı içinde özenle korunmak istenmiştir.

YORUM

Davut Bey ve Turgut Bey
Hilmi Yavuz
Zaman 27 Nisan 2001

Batılılaşma ya da Modernleşme girişimleri, Osmanlı entelektüellerini, Aydınlanma sonrasında Avrupa siyasal düşüncesiyle ilişki kurmaya götürmüştür; ama buna benzer bir ilişki Avrupa iktisat düşüncesiyle kurulamamıştır.
Geçen haftaki yazımda da belirtmiştim: Prof. Ahmet Güner Sayar, bırakınız Yeni Osmanlılar'ı Jön Türkler'in bile 'ne teorik iktisattan anladıklarını, ne de bizatihi iktisadi süreci anlayabildiklerini' öne sürmenin mümkün olmadığını bildirir; Adam Smith ve Ricardo'nun iktisadi fikirlerinin 'Yeni Osmanlıların teorik esaslarına kaynaklık ettiğini' öne süren Bernard Lewis'in bu iddiasının bir 'fanteziden öteye geçmediğini vurgular.

Namık Kemal'in, Montesquieu ve J.J. Rousseau'nun siyasal teorilerinden etkilendiğini biliyoruz elbet; –bizzat Namık Kemal'in yazıları bu etkilenmeye tanıklık ediyor çünkü! Gelgelelim, Adam Smith ve Ricardo'nun iktisat teorilerinin Yeni Osmanlılar'ın iktisadi görüşlerine kaynaklık ettiği iddiasının dayanağı nedir? Ve bu iddia, niçin 'bir fanteziden öteye' geçememektedir?
Prof. Dr. Şerif Mardin, 'Türkiye'de İktisadi Düşüncenin Gelişmesi' adlı kapsamlı makalesinde, 1838'de İngiltere ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan Baltalimanı anlaşmasının 'bütün hazırlık safhalarında ehemmiyetli bir rol' oynayan İngiliz Sefareti Başkatibi David Urquhart'tan söz ediyor. Prof. Mardin'in deyişiyle, 'Adam Smith'ten daha Adam Smith'çi' olan Urquhart, 'Adam Smith'in kaldırılmasını tavsiye ettiği devlet müdahalelerinden Türkiye'de hiçbirinin bulunmadığına ve binaenaleyh Türkiye'nin serbest ticaret için ideal bir ülke olduğuna' inanmaktaydı. Urquhart, bu düşüncelerini 1833'te yayımladığı 'Turkey and Its Ressources' adlı kitabında açıklamıştır. O yıllarda, yine İngiliz sefaretinde katip olarak görev yapan (Sir) Henry Layard'ın Autobiography and Letters'te yazdıklarına bakılırsa, Ahmet Vefik Efendi (Paşa) ile, 'Adam Smith ve Ricardo'nun eserlerindeki politik ekonomi konuları üzerinde' tartıştıkları anlaşılıyor.

Urquhart üzerine kuşatıcı bir çalışma yapmış olan Prof. Taner Timur da, 'Osmanlı Çalışmaları'nda, onun İngiliz politikasında 'Rus tarafdarları'na karşı, 'Osmanlı tarafdarları'nı temsil ettiğini yazmıştır. Urquhart'a göre 'Osmanlı düzeni en geniş ölçüde özgür ticarete ve özgür sanayie dayanmakta, bu durum da yerel idarenin son derece özerk ve gelişmiş olmasına yol açmaktadır. Türkler, 'çürümüş Bizans aristokrasisinin', 'kalabalık ve zalim ruhban sınıfının', 'hor görülmeye layık hükümetinin haksız kanunlarının' ve özellikle de tekelleri işle 'mali idaresinin ve tahsildarlar ordusunun' tam anlamıyla ezdiği halka rahat bir nefes aldırmışlardır. Timur'un belirttiğine göre David Urquhart (Osmanlıların verdikleri adla, 'Davut Bey'!), Osmanlı Devleti'nde yerel idarelerin özerkliğinin, 'kökeni İslam hukukuna dayanan vergi sistemi sayesinde' gerçekleştiğini düşünmektedir: 'Gerçekten de Türkler dolaylı vergileri toptan reddederek ve mali sistemleri basit ve dolaysız bir vergi sistemine dayandırarak, ticaretin ve sanayinin son derece gelişmesine elverişli bir zemin hazırlamışlardır. Doğrudan vergiler, yerel idareleri geliştirmiş ve bu durum Müslüman olmayan reayanın da kendi kurumlarını korumalarına ve hatta, Avrupa'da sanılanın aksine, geliştirmelerine yol açmıştır.' Urquhart, Osmanlı sistemi analiz edilirken iki tip 'merkeziyetçilik'in birbirine karıştırılmaması gerektiğini hatırlatarak, Osmanlı'da siyasal merkeziyetçilikten söz edilebileceğini, ama idari merkeziyetçiliğin bulunmadığı görüşündedir. (Şerif Mardin, Urquhart'ın özellikle Rumeli'deki vergi sistemini yakından incelediğini ve bu vergilerin 'beledi teşekküller olan ayanlar tarafından tayini ve toplanması'nın Urquhart'ı çok etkilediğini bildirmektedir.) Kısaca Urquhart, Osmanlı iktisadi yapısının liberal bir iktisat konsepti bağlamında örgütlendiğini, devlet müdahalesinin (zannedilenin aksine) asgari düzeyde olduğu kanısındadır. Taner Timur da, Osmanlı toplumunda yerel yönetimlerin özerk konumuna yaptığı vurgu dolayısıyla Urquhart'ın fikirlerinin günümüzde moda olan 'Osmanlı'da sivil toplum yok!' iddialarına uzak düştüğünü söylüyor. Osmanlı 'sivil toplum'unu, Urquhart'ın 'Türk ilkeleri' adını verdiği ilkelere dayandırabiliriz: Pazar ve ticaret özgürlüğü, sultanın keyfî vergi koyamaması, yerel geleneklere saygı, dini kurumların özerkliğini koruma, gayrimüslimlerin inanç özgürlüklerinin teminat altında bulunması... Bu durum, Prof. Timur'un haklı olarak belirttiği gibi, Osmanlı'nın 'modernist' potansiyelini gösterir.

Urquhart'ın 'Yeni Osmanlılar'la olan ilişkisi, özellikle 'sarıklı ihtilalci' Ali Suavi'de görülür. Hüseyin Çelik, 'Ali Suavi ve Dönemi'nde, 'Suavi, Urquhart'ta adeta kendisini bulmuştur' der. 'Çünkü o, Urquhart'ın söylediklerini, küçük nüanslar dışında bir ömür boyu söylemiş adam'dır. Çelik şunları yazıyor: 'Suavi de Urquhart gibi, İslam'ın Hıristiyanlık'tan farklı olarak, bütün çağların ihtiyacına en modern şekilde cevap verecek bir din olduğuna inanıyordu.' Nitekim Urquhart'ın Sultan Abdülaziz'e gönderdiği bir mektupta, Osmanlıların 'ancak ve ancak, geçmişte olduğu gibi Kur'an–ı Kerim'in hükümlerine tam uyarak yaşayabileceğini' bildirdiği de biliniyor.

David Urquhart ya da Davut Bey, Adam Smith'ten daha adam Smith'çi olduğu kadar, Osmanlı'dan daha Osmanlıcı olarak yadırganmış, hatta bizzat İngiliz hükümeti ve elbette Dışişleri Bakanı Lord Palmerston tarafından dışlanmıştır. Urquhart, İngiltere'nin Osmanlı ile olan ticari ilişkilerini geliştirmesi için çalışıyordu; –Lord Palmerston ise, Rusya ile! Ama maalesef, Ali Suavi dışında Yeni Osmanlılar'ın Davut Bey'i ciddiye aldıklarına dair bir tanıklık yoktur. İngilizler de ciddiye almamışlardır Urquhart'ı... Kimilerine göre 'acayip', 'egzantrik' ve 'megolaman'dır, kimilerine göreyse 'yarı deli!' Prof. Mardin bile, 'Yeni Osmanlı Düşüncesinin Doğuşu'nda Urquhart'ın hissi egzotizmi'nden söz etmekten kendini alamamıştır. Dolayısıyla, Adam Smith ve Ricardo'nun görüşlerinin Urquhart gibi 'acayip' biri aracılığıyla dolaşıma sokulmasının Osmanlı entelijansiyası tarafından 'fantezi' olarak kabul edilmesine şaşmamak gerekir...

Davut Bey'in Osmanlı toplumunun modernist potansiyeline ilişkin değerlendirmelerinin Yeni Osmanlılar'ın ya da Jön Türkler'in fikirleri üzerinde etkin olmayışını anlamak mümkün de, bu düşüncelerin belli ölçekte değerlendirilebilmeleri için Turgut Bey'in iktidara gelmesini beklemek? İşte bunu anlamak mümkün değil! Hem siyasi hem de iktisadi anlamda gerçek 'Modernleşme' ya da 'Batılılaşma', bütün sancıları, problemleri ve elbette hatalarıyla, Osmanlı'nın modernist potansiyelinin farkında olan Turgut Bey'le başlamıştır çünkü...

 


8


ı-Süleyman Demirel

9.CUMHURBAŞKANI

GÖREV SÜRESİ

16 MAYIS 1993
16 MAYIS 2000

1 Kasım 1924' te Isparta'nın Atabey ilçesine bağlı İslamköy'de doğdu. İlköğrenimini doğduğu köyde, ortaokul ve liseyi Isparta ve Afyon'da bitirdi. Şubat 1949'da İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi'nden mezun oldu. Aynı yıl Elektrik İşleri Etüd İdaresi' nde göreve başladı. Önce 1949-1950, daha sonra 1954-1955 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri'nde barajlar, sulama ve elektrifikasyon konularında ihtisas yaptı.

1954 yılında Barajlar Dairesi Başkanı, 1955 yılında da Devlet Su İşleri Genel Müdürü oldu. 1962-1964 yılları arasında serbest müşavir-mühendis olarak çalıştı. Aynı yıllarda Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde su mühendisliği konusunda dersler verdi.

Siyasî yaşamına, 1962 yılında, Adalet Partisi Genel İdare Kurulu üyeliği ile başladı. 28 Kasım 1964 tarihinde bu partiye genel başkan seçilmesinin ardından, kurulmasını sağladığı ve Şubat-Ekim 1965 tarihleri arasında görev yapan koalisyon hükûmetinde Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı.

10 Ekim 1965'de yapılan genel seçimlerde başında bulunduğu AP, yüzde 53 oy alarak tek başına iktidar oldu. Bu seçimlerde Isparta Milletvekili olarak Parlamento'ya girdi ve Türkiye'nin 12. Başbakanı olarak hükûmeti kurdu. Bu hükûmet 4 yıl sürdü. 10 Ekim 1969 tarihindeki genel seçimlerde de Adalet Partisi yine tek başına iktidar oldu. Böylece, 31. T.C. Hükûmeti'ni kurdu. Daha sonra, parti içi bir kriz dolayısı ile, 32. T.C. Hükûmeti'ni kurmak durumunda kaldı. 12 Mart 1971 muhtırası üz

Türk Cumhuriyetleri Cumhurbaşkanları

Türk Cumhuriyetleti Cumhurbaşkanları

1-Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları

2-Kazakistan Devleti Cumhurbaşkanları

3-Özbekistan Devleti Cumhurbaşkanları

4-Kırgısiztan Devleti Cumhurbaşkanları

5-Azerbaycan Devleti Cumhurbaşkanları

6-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları

7-Tacikistan Devleti Cumhurbaşkanları

8-Türkmenistan Devleti Cumhurbaşkanları 

Türk Cumhuriyetleri

Türk Cumhuriyetleri

1-Türkiye Cumhuriyeti

2-Azerbaycan Devleti

3-Kazakistan Devleti

4-Kırgısizstan Devleti

5-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

6-Özbekistan Devleti

7-Türkmenistan Devleti

8-Tacikistan Devleti